Deprem Sonrası Psikolojik Etkiler ve Toparlanma
Depremden sonra tetikte kalmak bir aşırı tepki değildir. Zemin gerçekten hareket etti ve yeniden hareket edebilir.
3 dk okuma
Deprem sonrası dönemde yaşanan belirtiler, diğer travmatik olaylardan bir noktada ayrılır: tehdit tamamen geçmemiştir. Artçı sarsıntılar sürer, yeni bir depremin olasılığı gerçektir ve bu olasılık öngörülemez. Dolayısıyla "tehlike bitti" mesajı verilemez.
Bu, sinir sisteminin tetikte kalma hâlini sürdürmesini açıklar ve bu hâl bir aşırı tepki değildir.
Beklenen tepkiler
İlk günlerde ve haftalarda görülenler, hastalık belirtisi değil beklenen tepkilerdir:
- İstemsiz anımsamalar, görüntüler, sesler
- Uyku güçlüğü ve giyinik uyuma
- Her titreşimde irkilme — araç geçişi, çamaşır makinesi, kapı sesi
- Sallanma hissi — nesnel bir sarsıntı olmadığı hâlde
- Kapalı alanlardan ve üst katlardan kaçınma
- Yoğunlaşma güçlüğü
- Sinirlilik ve tahammül azalması
- Bedensel belirtiler: çarpıntı, mide yakınmaları, baş ağrısı
- Gerçek dışılık hissi
- Yakınlarının yanında olma ihtiyacının artması
Bu belirtilerin önemli bir bölümü ilk haftalarda yoğun olup kademeli olarak geriler. Normalleştirme — yani bunların beklenen tepkiler olduğunun bilinmesi — bu dönemde en yararlı müdahalelerden biridir.
Önceliklerin sırası
Afet sonrası dönemde sıralama kesindir ve atlanamaz:
- Fiziksel güvenlik. Güvenli barınma. Bu sağlanmadan psikolojik müdahalenin yeri yoktur.
- Temel ihtiyaçlar. Su, yemek, sıcaklık, hijyen, uyku.
- Bilgi. Ne olduğu, ne olacağı, nereye başvurulacağı. Belirsizlik, bu dönemde en büyük yük kaynaklarından biridir.
- Sosyal bağ. Yakınlarla temasın sağlanması, ayrılan ailelerin birleştirilmesi.
- Psikolojik destek. Yukarıdakiler sağlandıktan sonra.
Bu sıra, afet psikolojisi alanında geniş kabul görmüş bir çerçeveye dayanır ve tersine çevrilemez.
Zararlı olabilecek yaklaşımlar
- Anlatmaya zorlamak. Olayın ayrıntılarının hemen ve defalarca anlatılmasını isteyen tek seanslık müdahalelerin rutin olarak önerilmediği, bazı durumlarda belirtileri artırabildiği bildirilmiştir.
- Görüntülere sürekli maruz kalmak. Enkaz ve kurtarma görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesi, yeniden yaşantılamayı besler. Bu, olaya uzaktan tanık olan kişiler için de geçerlidir.
- "Geçti, unut" demek.
- Alkolle yatıştırma.
- Tepkileri aşırı bulmak. "Bu kadar korkmana ne gerek var" ifadesi, tehdit sürerken anlamsızdır.
İkincil travmatik stres
Bu başlık sıklıkla atlanır. Depremi doğrudan yaşamayan kişilerde de belirtiler görülebilir:
- Arama kurtarma ve sağlık çalışanları
- Gönüllüler
- Yakınları bölgede olanlar
- Haber ve görüntülere yoğun biçimde maruz kalanlar
Bu gruptaki kişiler genellikle yardım aramaz, çünkü "benim bir şeyim olmadı" derler. Oysa belirtileri gerçektir ve değerlendirilmesi gerekir.
Yardım edenlerde ayrıca bir yük daha vardır: yeterince yardım edemediğine dair suçluluk. Bu duygu, tükenmeyi hızlandırır.
Hayatta kalma suçluluğu
Yakınlarını kaybetmiş ya da zarar görmemiş kişilerde sık görülen bir tablodur: "Ben neden kurtuldum?", "Daha çok şey yapabilirdim."
Bu duygu mantıkla çözülmez. Kişiye kurtulmasının bir hata olmadığını söylemek genellikle işe yaramaz. Çalışmada yapılan şey, suçluluğun adının konulması ve o anda gerçekte neyin mümkün olduğunun birlikte incelenmesidir.
Yas ile travmanın birlikte olması
Afet sonrası dönemde çoğu kişide iki süreç aynı zamanda yürür: travmatik belirtiler ve kayıp yası.
Bu birliktelik, ikisinin de güçleşmesine yol açar. Travmatik belirtiler yas tutmayı engeller — anıya yaklaşmak dayanılmaz hâle gelir. Yas ise travmatik belirtileri besler.
Bu nedenle çalışmada genellikle önce istikrar ve travmatik belirtilerin yoğunluğunun azaltılması hedeflenir; yas çalışması sonraki aşamada derinleşir.
Çalışmanın sırası
- 1. İstikrar. Bedensel yatıştırma, topraklanma becerileri, uyku ve günlük düzenin kurulması, tetikleyicilerin tanınması.
- 2. İşleme. EMDR ve travma odaklı diğer müdahaleler. Bu aşamaya hazırlık tamamlandıktan sonra geçilir.
- 3. Yas çalışması.
- 4. Bütünleşme. Kaçınılan alanlara dönüş, yaşamın yeniden kurulması.
Ne zaman destek alınmalı?
- Belirtiler bir ayı aşarak sürüyor ve azalmıyorsa
- Kaçınma yaşam alanını daraltıyorsa — binaya girememek, işe gidememek
- Uyku büyük ölçüde bozulduysa
- Çocuklarda davranış değişikliği varsa — bu durumda çocuk ve ergen uzmanına başvurulmalıdır
- Alkol ya da madde kullanımı başa çıkma aracı hâline geldiyse
- Yakın kaybı yaşandıysa
- Yardım eden konumundaysanız ve tükenme belirtileri varsa
- Kendine zarar verme düşünceleri varsa — acil durumlarda 112 aranmalıdır
İlk aydaki tablolar akut stres bozukluğu, bir ayı aşan tablolar TSSB başlığında değerlendirilir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Bu klinikte yalnızca yetişkinlerle çalışılmaktadır.
Sık sorulanlar
Hâlâ korkuyorum, aşırı mı tepki veriyorum?
Artçılar sürerken tetikte kalmak aşırı tepki değildir. Belirtiler bir ayı aşıp işlevi bozduğunda değerlendirme önerilir.
Sallanma hissi neden geçmiyor?
Nesnel sarsıntı olmadan sallanma hissi afet sonrası sık bildirilen bir belirtidir ve genellikle kademeli olarak geriler.
Depremi yaşamadım ama etkilendim, normal mi?
İkincil travmatik stres tanımlanmış bir tablodur. Yoğun haber ve görüntü maruziyeti de belirtiler üretebilir.
Hemen terapiye başlamalı mıyım?
Önce güvenli barınma, temel ihtiyaçlar ve bilgi gelir. Psikolojik destek bu sıranın ardından planlanır.
Çocuğum için başvurabilir miyim?
Bu klinikte yalnızca yetişkinlerle çalışılmaktadır; çocuk ve ergen uzmanına yönlendirme yapılır.