İçeriğe geç
Esra Pektaş Kıldiş Klinik Psikolog · Psikoterapist

Terapi Ne Kadar Sürer? Neye Bağlıdır?

Süre sorusunun tek bir yanıtı yok ama rastgele de değil. Tabloya göre tahmin edilebilir aralıklar var.

3 dk okuma

Bu soru neredeyse her ilk görüşmede sorulur ve sorulması yerindedir. Kişi hem zaman hem bütçe planlaması yapmak ister. Verilebilecek dürüst yanıt şudur: kesin bir süre söylenemez ama tabloya göre tahmin edilebilir aralıklar vardır.

Süreyi belirleyen etkenler

  • Tablonun niteliği. Hedefi sınırlı tablolar — tek bir fobi, belirli bir olaya bağlı belirtiler — genellikle daha kısa sürer.
  • Süre. Belirtiler ne kadar uzun süredir varsa çalışma da genellikle daha uzun olur. Yıllara yayılmış örüntüler yerleşmiştir.
  • Eşlik eden tablolar. Birden fazla tablonun birlikte bulunması süreyi uzatır.
  • Erken dönem bileşeni. Gelişimsel travma ve yerleşmiş şemaların bulunduğu tablolarda çalışma daha uzundur.
  • Destek sistemi. Çevresinde destek bulunan kişilerde süreç genellikle daha hızlı seyreder.
  • Seans dışı çalışma. Seansta konuşulanın hafta içinde uygulanması, süreyi belirgin biçimde etkiler.
  • Düzenlilik. Sık iptal edilen ve araya giren süreçler uzar.
  • Hedefin kapsamı. Belirti azaltma ile örüntü değişimi farklı sürelerdir.

Tabloya göre genel aralıklar

Aşağıdaki sayılar literatürde bildirilen genel eğilimlerdir; bireysel durumlar belirgin biçimde farklılaşabilir ve bir taahhüt niteliği taşımaz.

Hedefi sınırlı tablolar. Tek bir özgül fobi, belirli bir olaya bağlı belirtiler: genellikle onlu seanslarla ölçülen süreler.

Kaygı bozuklukları ve hafif-orta depresyon. Yapılandırılmış yaklaşımlarda genellikle birkaç aylık süreçler.

Tek olaya bağlı travma. Hazırlık dönemi dâhil, odaklı bir çalışma mümkündür.

Kompleks travma ve gelişimsel travma. Bu tablolarda çalışma genellikle bir yılı aşar ve aşamalı ilerler.

Yerleşmiş ilişki örüntüleri ve şema düzeyi çalışma. Uzun soluklu süreçlerdir.

Süreğen tablolar. Distimi gibi uzun süreli tablolarda çalışma, belirti süresiyle ilişkili olarak uzar.

Seans sıklığı

Genel uygulama haftada bir seanstır ve bunun bir mantığı vardır: hafta içinde yeterli malzeme birikir, aynı zamanda süreklilik kaybolmaz.

Bazı durumlarda sıklık değişir:

  • Kriz dönemlerinde daha sık görüşme gerekebilir
  • Travma işleme aşamasında düzenlilik özellikle önemlidir
  • Süreç sonunda seanslar kademeli olarak seyreltilir
  • İki haftada bir görüşme, bazı aşamalarda uygun olabilir ancak başlangıçta genellikle önerilmez

Çok seyrek görüşmelerde her seans "güncel durum aktarımı" ile geçer ve derinlemesine çalışma yapılamaz.

İlk değerlendirme dönemi

Süre sorusuna daha gerçekçi bir yanıt, ilk birkaç görüşmeden sonra verilebilir.

Bu dönemde yapılanlar: öykünün alınması, belirtilerin değerlendirilmesi, önceki süreçlerin gözden geçirilmesi, hedeflerin birlikte belirlenmesi ve uygun çerçevenin seçilmesi.

Bu değerlendirme tamamlandığında, hangi tür bir çalışmanın gerektiği ve kabaca ne kadar süreceği konuşulabilir. Ayrıntılar ilk görüşme yazısındadır.

"Bağımlı olur muyum?" kaygısı

Sık dile getirilen bir endişedir. Birkaç noktada ele alınabilir.

Psikoterapinin hedefi, danışanın kendi kaynaklarını kurmasıdır. İyi yürütülen bir süreçte kişi zamanla terapiste daha az ihtiyaç duyar; bu, sürecin amaçlanan sonucudur.

Buna karşın bazı süreçlerde gerçek bir durağanlık oluşabilir: seanslar sürekli güncel olayların aktarıldığı bir rutine dönüşür ve hedefsizleşir. Bu durumda yapılması gereken, süreci bırakmak değil hedefleri yeniden gözden geçirmektir.

Bu konu seans içinde açıkça konuşulabilir ve konuşulması gerekir.

Süre uzadığında sorulacak sorular

Çalışma beklenenden uzun sürüyorsa, bunun gözden geçirilmesi yararlıdır:

  • Hedefler net mi, yoksa belirsiz mi?
  • Son aylarda somut bir değişim oldu mu?
  • Seans dışında bir uygulama yapılıyor mu?
  • Yöntem bu tabloya uygun mu?
  • Değerlendirilmemiş bir tablo var mı — örneğin ilaç gerektiren bir durum?
  • Seanslar düzenli mi?

Bu soruların terapistle birlikte ele alınması, sürecin yönünü değiştirebilir.

Erken bırakma

Psikoterapi süreçlerinde erken bırakma sık görülür. Yaygın nedenleri: ilk rahatlamadan sonra sorunun çözüldüğü izlenimi, zorlayıcı bir konunun açılması, maddi nedenler, terapistle uyumsuzluk ve gerçekçi olmayan beklentilerin karşılanmaması.

İkinci madde özellikle dikkat çekicidir: bırakma isteği bazen çalışmanın önemli bir noktaya yaklaştığının göstergesidir. Bu nedenle bırakma kararının seans içinde konuşulması önerilir. Konu bu yazıda ayrıca ele alınıyor.

Ne zaman süre sorusu sorulmalı?

Bu soru ilk görüşmede sorulabilir ve sorulması önerilir. Yanıt kesin olmayacaktır ama şunlar konuşulabilir: hangi çerçevenin kullanılacağı, ilk değerlendirme süresinin ne kadar olacağı, ilerlemenin nasıl ölçüleceği ve hedeflerin ne zaman gözden geçirileceği.

Bu yazı bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır; süre taahhüdü içermez ve klinik değerlendirmenin yerini almaz.

Sık sorulanlar

Kaç seans gerekir?

Tabloya göre değişir. Hedefi sınırlı tablolarda onlu seanslar, yerleşmiş örüntülerde bir yılı aşan süreçler bildirilir.

Haftada bir mi görüşülür?

Genel uygulama haftada birdir. Kriz dönemlerinde daha sık, süreç sonunda daha seyrek olabilir.

İki haftada bir olsa olur mu?

Bazı aşamalarda uygun olabilir ancak başlangıçta genellikle önerilmez; seanslar güncel aktarımla geçebilir.

Terapiye bağımlı olur muyum?

Hedef, danışanın kendi kaynaklarını kurmasıdır. Süreç hedefsizleşirse bu durum seans içinde konuşulmalıdır.

Erken bırakmak zararlı mı?

Bırakma isteği bazen çalışmanın önemli bir noktaya yaklaştığını gösterir. Kararın seans içinde konuşulması önerilir.

Başka yazılar

Duygusal Yeme: Kendini Yatıştırmanın Bir Patikası

Duygusal Yeme: Kendini Yatıştırmanın Bir Patikası

Öfke, üzüntü, hayal kırıklığı, suçluluk ve utanç gibi duygulara verdiğimiz aşırı yeme tepkisi, ihtiyacı gerçekten doyurm…

Yazıyı oku
Adaptif Bilgi İşleme Modeli — EMDR'nin Temeli

Adaptif Bilgi İşleme Modeli — EMDR'nin Temeli

Adaptif Bilgi İşleme Modeli'ne göre içsel bir bilgi işleme sistemi mevcuttur ve pek çok psikolojik zorluk bu sistem enge…

Yazıyı oku
Belirsizliğe Tahammülsüzlük: Kanadı Titreyen ama Hareket Edemeyen Bir Zihin

Belirsizliğe Tahammülsüzlük: Kanadı Titreyen ama Hareket Edemeyen Bir Zihin

Sinek kuşu kanadını saniyede binlerce kez çırpar ama gövdesi asılı kalır. Hareket vardır, ilerleyiş yoktur. Kaygılı zihn…

Yazıyı oku
Başvuru

Randevu talebi oluşturun

Aşağıdaki başvuru formunu doldurduğunuzda, ihtiyaçlarınızı ve mevcut kaynaklarınızı birlikte değerlendirmek; sürecin sizin için güvenli ve düzenleyici bir çerçevede nasıl ilerleyebileceğini konuşmak üzere en kısa sürede sizinle iletişime geçilecektir.

  • Gizlilik Paylaştığınız her şey meslek etiği ve KVKK kapsamında korunur.
  • Değerlendirme Başvurular en kısa sürede değerlendirilir.

Ara WhatsApp Randevu