İç Eleştirmen: Zihindeki O Sesi Tanımak
O ses size ait gibi hissedilir. Çoğu zaman bir alıntıdır — ve kimden alındığı fark edildiğinde gücünü kaybeder.
4 dk okuma
Hemen herkesin içinde bir yorumcu vardır. Bir hata yapıldığında, bir fotoğrafa bakıldığında ya da bir karar verildiğinde konuşur. Bazılarında bu ses nötr bir değerlendirici gibidir. Bazılarında acımasızdır ve hiç susmaz.
Bu sesin en belirleyici özelliği şudur: kişi onu kendi düşüncesi olarak deneyimler. Dolayısıyla söylediği şey bir yorum değil, bir gerçek olarak işlenir.
İç eleştirmen nedir?
İç eleştirmen, kişinin kendisini değerlendiren, eleştiren ve çoğu zaman cezalandıran içsel sesidir. Farklı yaklaşımlarda farklı adlar taşır — şema terapide "cezalandırıcı ebeveyn modu", başka çerçevelerde "içselleştirilmiş eleştirmen" gibi — ancak tanımladıkları olgu benzerdir.
Kaynağı dışarıdandır. Bir çocuk, kendisi hakkında söylenenleri zamanla kendi içine alır. Önce dışarıdan duyulan cümleler, sonra içten gelen cümlelere dönüşür.
Bu süreç bir hata değildir; öğrenmenin olağan biçimidir. Sorun, içselleştirilen sesin içeriğinde ve tonundadır.
Kimin sesi?
Bu sorunun yanıtı çalışmanın en etkili bölümünü oluşturur. İç eleştirmen genellikle belirli kaynaklardan beslenir:
- Bir ebeveynin eleştirel tonu
- Bir öğretmenin aşağılayıcı bir cümlesi
- Akran zorbalığı
- Ailede genel olarak hâkim olan performans beklentisi
- Kültürel ve toplumsal beklentiler
Klinikte sık yaşanan bir an vardır: danışan iç sesinin kullandığı cümleyi tam olarak aktardığında, bunun kime ait olduğunu birdenbire tanır. Bu tanıma, sesin gücünü belirgin biçimde azaltır — çünkü artık bir gerçek değil, bir alıntıdır.
Ne işe yarar?
İç eleştirmen tamamen işlevsiz değildir ve bu kabul edilmelidir; aksi hâlde onu bırakmak tehdit gibi gelir.
Üstlendiği işlevler genellikle şunlardır: koruma (eleştirilmeden önce kendini eleştirerek dış eleştirinin etkisini azaltmak), motivasyon (baskı yoluyla harekete geçirmek) ve öngörülebilirlik (en kötüyü önceden söyleyerek hazırlıklı olmak).
Bu işlevlerin görülmesi önemlidir. Sesin amacı zarar vermek değildir; yöntemi zarar verir.
Tanıma çalışması
İlk adım, sesi yakalayabilmektir. Bunun için sorulan sorular:
- Bu ses hangi durumlarda yükseliyor?
- Tam olarak hangi cümleleri kullanıyor?
- Tonu nasıl? Soğuk mu, alaycı mı, öfkeli mi?
- Kime benziyor?
- Söylediklerini bir arkadaşıma söyler miyim?
- Bu ses bana ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor?
Dördüncü soru genellikle en açıcı olanıdır. Altıncı soru ise sesin yöntemini görünür kılar — çoğu kişi, o cümleleri hiç kimseye söylemeyeceğini fark eder.
Dışsallaştırma
Çalışmada kullanılan etkili bir yaklaşım, sesi kişinin kendisinden ayırmaktır.
Pratik olarak bu, dil değişimiyle başlar. "Ben yetersizim" yerine "içimde bana yetersiz olduğumu söyleyen bir ses var." İkinci ifade aynı içeriği taşır ama kişiyi onun içine yerleştirmez.
Bazı yaklaşımlarda sese bir ad verilir. Bu, basit ve bazen tuhaf bir teknik gibi görünür ama işe yaradığı bildirilir: adı olan bir şeyle konuşulabilir, tartışılabilir, sınır konulabilir.
Tartışmak işe yarar mı?
Kısmen. İç eleştirmenle mantıklı tartışmaya girmek, bazı durumlarda yararlıdır — kanıt sınaması bir yöntemdir ve bilişsel çarpıtmalar çerçevesinde ele alınır.
Ancak bir sınırı vardır. Bu ses genellikle mantıkla kurulmamıştır; erken dönemde ve duygusal olarak kurulmuştur. Dolayısıyla mantıklı bir karşı argüman onu ikna etmez.
Bu noktada daha etkili bulunan yaklaşım, tartışmak değil yanına başka bir ses koymaktır: anlayışlı, gerçekçi ve destekleyici bir iç ses. Hedef eleştirmeni yok etmek değil, tek ses olmaktan çıkarmaktır.
İkinci sesin kurulması
Bu, çalışmanın en uzun bölümüdür. Yeni bir iç ses bir anda oluşmaz; model alınarak kurulur.
Modeller şunlar olabilir: kişinin yaşamında anlayışlı davranmış biri, bir arkadaşının ona davranış biçimi, kendi çocuğuna ya da sevdiği birine davranma biçimi ya da terapi ilişkisinde deneyimlenen tutum.
Son madde önemlidir. Şema terapide "sınırlı yeniden ebeveynlik" olarak adlandırılan yaklaşım, tam olarak bu modelin ilişki içinde deneyimlenmesine dayanır.
Pratik uygulama: zorlandığı bir anda, "bu durumda [model kişi] bana ne derdi?" sorusunu sormak. Zamanla bu yanıt kendiliğinden gelmeye başlar.
Beklenen direnç
Bu çalışmada iki tipik direnç görülür.
"Bu sesi bırakırsam dağılırım." Eleştirmen, başarının nedeni olarak görülüyorsa bırakmak riskli gelir. Burada yararlı olan, sesin işlevini kabul edip yöntemini sorgulamaktır: aynı sonuç daha az şiddetle elde edilebilir mi?
"Bu ses haklı." Bazı durumlarda eleştirinin içeriği kısmen doğrudur. Ancak doğru bir içerik, aşağılayıcı bir tonu meşrulaştırmaz. Ayrım şurada kurulur: "Bu işi iyi yapmadım" bir değerlendirmedir; "ben beceriksizim" bir yargıdır.
Ne zaman destek düşünülmeli?
- İç ses sürekli ve sert biçimde eleştiriciyse
- Bu ses kararlarınızı daraltıyorsa
- Hatalardan sonra uzun süre toparlanamıyorsanız
- Sesin kaynağını fark ettiğinizde yoğun duygular açıldıysa
- Kendinize yönelik aşağılama ya da ceza düşünceleri varsa
- Kendine zarar verme düşünceleri varsa — acil durumlarda 112 aranmalıdır
Bu yazı bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır ve klinik değerlendirmenin yerini almaz.
Sık sorulanlar
İç eleştirmen kendi düşüncem değil mi?
Kişiye ait gibi deneyimlenir ancak kaynağı dışarıdandır. Kimin sesi olduğunu fark etmek, gücünü azaltır.
Bu sesi tamamen susturmalı mıyım?
Hedef susturmak değil, tek ses olmaktan çıkarmaktır. Yanına anlayışlı bir ikinci ses kurulur.
Ses haklıysa ne olur?
İçerik kısmen doğru olabilir. Doğru bir içerik, aşağılayıcı bir tonu meşrulaştırmaz. Değerlendirme ile yargı ayrılmalıdır.
Bırakırsam başarısız olur muyum?
Sesin işlevi kabul edilip yöntemi sorgulanır. Aynı sonucun daha az şiddetle elde edilip edilemeyeceği incelenir.
Hangi yöntem kullanılır?
Şema terapi ve NARM çerçeveleri bu alanda sık kullanılır; bilişsel sınama da yardımcı bir araçtır.