İç İçe Geçme Şeması: Nerede Ben Bitiyorum, Nerede O Başlıyor?
İç içe geçme şemasında kişi, yakınlarından duygusal olarak ayrı bir benlik geliştirememiştir. Kendi istediğini bilmek bile başlı başına bir çalışma hâline gelir.
3 dk okuma
"Ne istediğimi bilmiyorum" cümlesi terapi odasında çok sık duyulur. Bazen bu, bir kararsızlık anını anlatır. Bazen ise çok daha derin bir şeyi: kişinin, yakınlarından ayrı bir benlik geliştirememiş olmasını. Şema terapi bu örüntüyü iç içe geçme / gelişmemiş benlik şeması olarak adlandırır.
İç içe geçme şeması nedir?
Bu şema, kişinin bir ya da birkaç yakınıyla — çoğu zaman bir ebeveynle — aşırı duygusal yakınlık içinde olması ve bu yakınlığın bireysel kimliğin gelişimini engellemesidir.
Kişi kendi duygularını, tercihlerini ve yönünü belirlemekte zorlanır; çünkü yaşamı boyunca bunlar hep ortak olmuştur. "Biz" o kadar güçlüdür ki "ben" ayrı bir birim olarak oluşamamıştır.
Bu şema genellikle sıcak ve sevgi dolu ailelerde görülür — ki bu onu fark etmeyi zorlaştırır. Sorun sevgisizlik değil, sınırsız yakınlıktır.
Nasıl oluşur?
Sık görülen zeminler şunlardır:
- Ebeveynin duygusal ihtiyaçlarını çocuğun karşılaması: Çocuğun ebeveynin sırdaşı, dert ortağı ya da duygusal dayanağı olması
- Ayrışma girişimlerinin suçlulukla karşılanması: Ayrı bir şey istemenin ihanet olarak yaşanması
- Aşırı kaynaşmış aile yapısı: Mahremiyetin olmaması, her şeyin ortak kararla yapılması
- Ebeveynin kendi yaşanmamışlıklarını çocuk üzerinden yaşaması
Bu koşullarda ayrışmak, bağı kaybetme riski taşır. Çocuk için bu risk göze alınamaz; bu yüzden benlik, bağın içinde kalır.
Gündelik yaşamda nasıl görünür?
- Kendi başına karar verince "yanlış" hissetme, onay ihtiyacı
- Ebeveynin duygu durumundan doğrudan etkilenme — o üzgünse kişinin günü de bozulur
- Günde birkaç kez görüşme ve görüşülmediğinde huzursuzluk
- Kendi evini kurduktan sonra da aile düzenini sürdürme
- Partnerle aile arasında sürekli bir sadakat çatışması
- "Ben kimim?" sorusuna cevap verememe, boşluk hissi
Sağlıklı yakınlıktan farkı nedir?
Aileye yakın olmak başlı başına bir sorun değildir. Ayrım üç noktada belirir:
Birincisi, seçim. Sağlıklı yakınlıkta kişi görüşmeyi seçer; iç içe geçmede görüşmemek bir suçluluk üretir.
İkincisi, farklılığa tahammül. Sağlıklı yakınlıkta farklı düşünmek ilişkiyi tehdit etmez; iç içe geçmede farklı düşünmek ihanet gibi yaşanır.
Üçüncüsü, duygusal ayrışma. Sağlıklı yakınlıkta kişi yakınının üzüntüsüne eşlik eder; iç içe geçmede o üzüntüyü doğrudan kendisi yaşar.
Genç yetişkinlikte neden daha görünür olur?
Bu şema çoğu zaman üniversite dönemi, evden ayrılma, evlilik ya da başka bir şehre taşınma gibi ayrışma gerektiren eşiklerde belirginleşir. O ana kadar örüntü işlevsel görünmüştür; eşikte ise bir kriz üretir.
Bu dönemdeki zorlanmalar üzerine genç yetişkin danışmanlığı sayfasında daha ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Şema terapide nasıl çalışılır?
Bu şemayla çalışmak hassastır, çünkü ayrışma çoğu zaman kayıp gibi yaşanır. Hedef aileden uzaklaşmak değildir; hedef, bağı koruyarak ayrı bir benlik kurabilmektir.
İlk eksen ayrımlaştırmadır: Hangi duygu benim, hangisi ona ait? Bu soru üzerinde çalışmak başlangıçta şaşırtıcı derecede zordur. Pek çok danışan ilk kez bu ayrımı yapmaya çalıştığında bir boşluk hisseder.
İkinci eksen tercih pratiğidir. Küçük ve düşük riskli alanlarda — ne yiyeceği, hafta sonu ne yapacağı gibi — kendi tercihini fark etme ve ifade etme çalışılır. Bu küçük adımlar, kimlik hissinin yapı taşlarıdır.
Üçüncü eksen suçlulukla çalışmadır. Ayrışma denemeleri suçluluk üretir ve kişi genellikle bu suçluluğa dayanamayıp geri adım atar. Asıl çalışma, suçluluğa dayanabilme kapasitesini artırmaktır. Sınır koymanın psikolojisi üzerine yazıyı burada okuyabilirsiniz.
Dördüncü eksen bağın yeniden kurulmasıdır. Ayrışma ilişkiyi bitirmek değildir; ilişkiyi iki ayrı kişi arasında kurulabilir hâle getirmektir. Pek çok danışan, ayrışma ilerledikçe aileyle ilişkisinin kötüleşmediğini, aksine gerginliğin azaldığını bildirir.
Değişim neye benzer?
Değişim genellikle küçük cümlelerle gelir. "Bu hafta sonu gelemeyeceğim" diyebilmek. Annesi üzgünken üzülmek ama günün geri kalanını kaybetmemek. Bir karar verip onu sormadan uygulamak — ve dünyanın yıkılmadığını görmek.
Sık sorulanlar
Aileme çok bağlıyım, bu kötü bir şey mi?
Hayır. Yakınlık başlı başına sorun değildir. Belirleyici olan, bu yakınlığın kendi tercihlerinizi, sınırlarınızı ve kimliğinizi kurmanıza alan bırakıp bırakmadığıdır.
Ayrışırsam ailemi kaybeder miyim?
Deneyim genellikle tersini gösterir. İlk dönemde gerginlik artabilir, ancak sınırların netleşmesi çoğu zaman ilişkiyi sürdürülebilir kılar. Hedef kopmak değil, ayrı iki kişi olarak ilişkilenmektir.
Partnerimle ailem arasında kalıyorum, ne yapmalıyım?
Bu sıkışma bu şemanın tipik görünümlerinden biridir. Çalışma genellikle taraf seçmek üzerine değil; kendi konumunuzu tanımlayabilmek üzerine kurulur.
Kendi ne istediğimi gerçekten bilmiyorum, bu normal mi?
Bu şemada sık görülür ve üzerine çalışılabilir. Tercihi fark etmek, küçük ve düşük riskli alanlardan başlayarak geliştirilebilen bir kapasitedir.