Duygusal Bastırma Şeması: Hissetmemeyi Öğrenmiş Olmak
Duygusal bastırma şemasında kişi duygularını saklamaz — çoğu zaman gerçekten hissetmez. Duygu kanalı, bir zamanlar güvenlik sağladığı için kapatılmıştır.
3 dk okuma
"Ne hissediyorsunuz?" sorusu terapide sıradan bir soru gibi görünür. Bazı danışanlar için ise cevaplanması neredeyse imkânsızdır. Uzun bir sessizlikten sonra genellikle bir düşünce gelir: "Bence haklıydım" ya da "Mantıklı olan şuydu." Duygu yerine analiz. Şema terapi bu örüntüyü duygusal bastırma şeması olarak adlandırır.
Duygusal bastırma şeması nedir?
Bu şema, kişinin duygularını, dürtülerini ve kendiliğinden gelen tepkilerini bilinçli ya da bilinçsiz olarak bastırmasıdır. Amaç genellikle şunlardan biridir: onaylanmamaktan kaçınmak, utanç duymamak ya da kontrolü kaybetmemek.
Yaygın yanlış anlama şudur: bu kişilerin duygularını sakladığı düşünülür. Oysa çoğu zaman durum daha derindir — kanal gerçekten kapanmıştır. Kişi bastırdığını bilmez; yalnızca "çok duygusal biri olmadığını" söyler.
Hangi duygular bastırılır?
Bastırma seçici olabilir. Bazı kişilerde yalnızca öfke, bazılarında yalnızca kırılganlık, bazılarında ise olumlu duygular dahil her şey bastırılır.
İlginç bir nokta: duygu kanalı seçici olarak kapatılamaz. Öfkeyi bastıran kişi, zamanla sevinci de daha az hisseder. Duygusal yelpaze bir bütün olarak daralır. Bu yüzden danışanlar sık sık şöyle der: "Çok kötü de hissetmiyorum, çok iyi de. Hep aynıyım."
Nasıl oluşur?
En sık zemin, duygunun güvenli olmadığı bir ortamda büyümektir. Bu birkaç biçimde olabilir:
- Duygunun cezalandırılması: Ağlamanın zayıflık sayıldığı, öfkenin sert tepki aldığı ortamlar
- Duygunun görmezden gelinmesi: İfade edilen duyguya karşılık verilmemesi; çocuğun zamanla ifade etmeyi bırakması
- Ebeveynin duygusal dengesizliği: Çocuğun kendi duygusunu bastırıp ortamı yatıştırmayı öğrenmesi
- Kültürel aktarım: "Erkekler ağlamaz", "Bu ailede sorun çıkarılmaz" gibi örtük kuralların içselleştirilmesi
- Erken sorumluluk: Zor koşullarda ayakta kalmak için duyguyu askıya almanın işlevsel olması
Son maddeyi vurgulamak gerekir: bastırma bir zamanlar işe yaramıştır. Duygusuna kapılan bir çocuk, kaotik bir ortamda daha savunmasız olabilirdi. Kanal, hayatta kalmak için kapatılmıştır. Bu nedenle terapide bastırmaya "kötü bir alışkanlık" olarak yaklaşılmaz.
Bedensel belirtilerle ilişkisi
Duygular ortadan kalkmaz; yalnızca bilinçli deneyimden çıkar. Dışarı akamayan duygu çoğu zaman bedende birikir.
Sık görülen tablolar arasında şunlar sayılabilir: açıklanamayan kas gerginlikleri, çene sıkma, baş ağrıları, mide-bağırsak şikâyetleri, nedeni bulunamayan yorgunluk, uyku bozuklukları. Pek çok kişi terapiye bir duygudan değil, bedensel bir şikâyetten yola çıkarak gelir.
Burada önemli bir uyarı gerekir: bedensel belirtiler her zaman önce tıbbi olarak değerlendirilmelidir. Psikolojik çalışma, tıbbi nedenlerin dışlanmasının ardından anlam kazanır.
İlişkilerde nasıl görünür?
- Partnerin "duvara konuşuyorum" hissi
- Tartışmalarda sakin kalmak ama mesafelenmek
- Yakınlık arttığında huzursuzlanma, geri çekilme
- Sevgi ifadelerini karşılıksız bırakma ya da şakaya vurma
- Kriz anlarında işlevsel olup sonrasında hiçbir şey hissetmeme
Bu kişiler çoğu zaman güvenilir ve istikrarlıdır; zor zamanlarda yanınızda olurlar. Ancak duygusal temas konusunda ulaşılmaz kalabilirler. Bu durum partnerde yalnızlık yaratır ve ilişkisel bir kısır döngü oluşturabilir.
Şema terapide nasıl çalışılır?
Bu örüntüyle çalışmak sabır gerektirir, çünkü doğrudan "hisset" demek işe yaramaz. Kanal zorlandığında daha da kapanır.
İlk eksen bedenden başlamaktır. Duyguyu adlandıramayan kişi, çoğu zaman bedensel duyumu tarif edebilir: göğüste sıkışma, boğazda düğüm, omuzlarda ağırlık. Bu duyumlar üzerinde çalışmak, duyguya giden güvenli bir yoldur. NARM yaklaşımı tam olarak bu alanda işlevseldir.
İkinci eksen bastırmanın işlevini onurlandırmaktır. Kişi, bu stratejinin bir zamanlar onu koruduğunu gördüğünde savunması azalır. "Neden hissetmiyorum?" sorusu, "hissetmemek bana ne kazandırdı?" sorusuna dönüştüğünde çalışma derinleşir.
Üçüncü eksen kademeli alan açmaktır. Küçük ve düşük riskli duygulardan başlanır. Terapötik ilişki burada bir laboratuvardır: seans içinde beliren hafif bir rahatsızlık ya da memnuniyet fark edilir ve adlandırılır.
Dördüncü eksen kontrolle ilişkidir. Bastırmanın arkasında sıklıkla "hissetmeye başlarsam duramam" korkusu vardır. Duyguların dalga gibi gelip geçtiğini deneyimlemek, bu korkuyu azaltır.
Belirli travmatik yaşantılar söz konusuysa EMDR terapisi ile çalışılabilir; ancak bu şemada hazırlık aşaması özellikle uzun tutulur, çünkü düzenlenme kapasitesi önce güçlendirilmelidir.
Değişim neye benzer?
Değişim genellikle dramatik değildir. Kişi bir gün bir filmde gözlerinin dolduğunu fark eder. Ya da bir tartışmada ilk kez "bu beni kırdı" diyebilir. Ya da uzun süredir süren bir omuz ağrısının, bir seansın ardından hafiflediğini.
Bir danışanın ifadesiyle: "Eskiden her şey griydi. Şimdi bazen gerçekten kötü hissediyorum — ve tuhaf biçimde bu daha iyi."
Sık sorulanlar
Duygularımı hissetmiyorum, bu depresyon mu?
Depresyonda da duygusal donukluk görülebilir ancak ikisi aynı şey değildir. Duygusal bastırma şeması uzun yıllara yayılan bir örüntüdür; depresyon ise dönemsel bir tablodur. Ayrım ilk görüşmelerde birlikte değerlendirilir.
Ağlayamıyorum, bir sorun mu var?
Ağlayamamak tek başına sorun değildir. Ancak bu durum uzun süreli bir duygusal daralmanın parçasıysa ve ilişkilerinizi etkiliyorsa üzerine çalışılabilir.
Partnerim duygularını hiç paylaşmıyor, ne yapabilirim?
Zorlamak genellikle kanalı daha da kapatır. Daha işlevsel olan, duygu paylaşımının güvenli olduğunu deneyimletmektir: paylaşılanı yargılamamak, çözüm önermeye acele etmemek ve küçük paylaşımları da karşılamak.
Hissetmeye başlarsam kontrolü kaybeder miyim?
Bu korku çok yaygındır ve çalışmanın konusudur. Duygular dalga gibi gelir ve geçer; terapide bu deneyim kademeli ve güvenli biçimde yaşanır.
Bedensel şikâyetlerim bu şemayla mı ilgili?
Olabilir, ancak bedensel belirtiler önce tıbbi olarak değerlendirilmelidir. Tıbbi bir neden bulunamadığında psikolojik çalışma anlam kazanır.