Doğum Sonrası Duygudurum: Hüzün, Depresyon ve Acil Durum
Doğum sonrası dönemde üç farklı tablo tanımlanır. Birini diğerinden ayırmak, ne zaman beklenmesi ve ne zaman hemen başvurulması gerektiğini belirler.
3 dk okuma
Doğum sonrası dönemde görülen duygudurum değişiklikleri tek bir başlık altında toplanmaz. En az üç farklı tablo tanımlanır ve bunların ayrımı pratik olarak çok önemlidir: biri beklenen ve kendiliğinden geçen bir durumdur, biri tedavi gerektirir, biri ise acil müdahale gerektirir.
1. Doğum sonrası hüzün
Doğumdan sonraki ilk günlerde görülen, yaygın ve geçici bir durumdur. Hastalık değildir.
Belirtileri: duygusal dalgalanma, nedensiz ağlama, huzursuzluk, kaygı, aşırı duyarlılık, uyku güçlüğü.
Tipik seyir, doğumdan sonraki ilk günlerde başlayıp iki hafta içinde kendiliğinden gerilemesidir. Hormonal değişim, doğumun fiziksel yükü ve uyku yoksunluğu bu tabloya katkıda bulunur.
Bu dönemde gereken şey tedavi değil destektir: uyku, pratik yardım ve normalleştirme.
2. Doğum sonrası depresyon
Bu, klinik bir tablodur ve değerlendirme gerektirir. Hüzün tablosundan iki noktada ayrılır: süre (iki haftayı aşar) ve işlevsellik (günlük yaşamı bozar).
Başlangıcı doğumdan sonraki ilk haftalarda olabileceği gibi, ilk yıl içinde daha sonra da ortaya çıkabilir. Ayrıca belirtilerin gebelik döneminde başlaması da mümkündür.
Belirtiler:
- Sürekli çökkün duygudurum ya da duygusal uyuşma
- Bebekle bağ kurmakta güçlük
- Yoğun suçluluk: "iyi bir anne değilim"
- Bebek uyurken dahi uyuyamama
- İştah değişiklikleri
- Değersizlik duygusu
- Yoğunlaşma güçlüğü
- Sosyal geri çekilme
- Kaygı ve bebeğe dair sürekli korku
- Bazı olgularda belirgin sinirlilik ve öfke — bu belirti çökkünlükten daha öne çıkabilir ve bu nedenle tablo gözden kaçabilir
3. Doğum sonrası psikoz: acil durum
Bu tablo tıbbi bir acildir. Nadirdir ancak hızlı müdahale gerektirir.
Genellikle doğumdan sonraki ilk iki hafta içinde ve ani biçimde başlar. Belirtileri:
- Gerçeklikle bağın kopması: varsanı ya da sanrılar
- Bebeğe dair gerçek dışı inançlar
- Ağır karmaşa ve yön kaybı
- Uykusuz ve aşırı hareketli dönemler
- Hızlı ve belirgin davranış değişiklikleri
- Kendine ya da bebeğe zarar verme riski
Bu belirtilerden herhangi biri varsa beklenmemeli, hemen en yakın acil servise başvurulmalı ya da 112 aranmalıdır. Bu tablonun erken müdahaleyle iyi seyrettiği bildirilmektedir.
Takıntılı düşünceler konusu
Bu dönemde sık görülen ve çok korkutan bir belirti vardır: bebeğe zarar gelmesine dair istenmeyen, rahatsız edici düşünceler.
Burada kritik bir ayrım yapılmalıdır:
Takıntılı düşünceler kişiye yabancıdır ve yoğun sıkıntı üretir. Kişi bu düşünceleri istemez, onlardan korkar ve genellikle bebekle yalnız kalmaktan kaçınır. Bu tablo, obsesif kompulsif örüntülere benzer biçimde işler ve tedavi edilebilir..
Psikotik içerikli düşünceler ise kişiye yabancı gelmez; bir inanç olarak taşınır ve eyleme geçme riski bulunur. Bu, acil durumdur.
Ayrım önemlidir çünkü ilk gruptaki kişiler korkudan dolayı bu düşünceleri kimseye söylemez ve yıllarca sessizce taşır. Oysa dile getirildiğinde ele alınabilir bir tablodur.
Risk etkenleri
- Daha önceki depresyon ya da kaygı bozukluğu öyküsü
- Önceki gebelikte doğum sonrası depresyon yaşanmış olması
- Aile öyküsü
- Destek sisteminin yetersizliği
- İlişkide çatışma
- Planlanmamış gebelik
- Zorlu doğum deneyimi ya da bebeğin sağlık sorunları
- Ekonomik güçlükler
- Travmatik yaşam öyküsü
- Tiroid işlev bozuklukları ve anemi — bu nedenle tıbbi değerlendirme gereklidir
Neden yardım aramak gecikir?
Bu dönemde başvurunun gecikmesinin belirgin nedenleri vardır:
- Mutlu olması beklenen bir dönemde mutsuz olmanın utancı
- "Kötü anne" olarak değerlendirilme korkusu
- Bebeğin alınacağına dair korku
- Belirtilerin "yorgunluk" olarak açıklanması
- Çevrenin normalleştirmesi: "Herkes böyle oluyor"
- Bebeğe bakmaktan kendine zaman bulamamak
Bu nedenlerin hiçbiri gerçekçi bir engel değildir. Doğum sonrası depresyonun yaygın ve tedavi edilebilir bir tablo olduğu bilinmektedir.
Yaklaşım seçenekleri
Tablonun şiddetine göre değişir. Hafif ve orta tablolarda psikoterapi tek başına kullanılabilir; orta-ağır tablolarda ilaç tedavisinin değerlendirilmesi gerekir. Emzirme döneminde ilaç kullanımı konusunda karar yalnızca hekime aittir ve bu konuda uygun seçeneklerin bulunduğu bilinmektedir.
Psikoterapi tarafında çalışılanlar: suçluluk ve yetersizlik düşünceleri, uyku ve destek düzeninin kurulması, bebekle bağın desteklenmesi, eşle ilişkinin ele alınması, kimlik değişimi, zorlu doğum deneyimi varsa travma işleme ve kendi erken dönem örüntülerinin incelenmesi.
Yakınlar için
- "Herkes böyle oluyor" demek yerine belirtileri ciddiye almak
- Pratik destek sunmak — tavsiye değil, iş
- Uyku için somut aralık sağlamak
- Ebeveynliğe dair eleştiri ve kıyaslamadan kaçınmak
- Başvuru için randevu almak ve eşlik etmek
- Rahatsız edici düşünceler paylaşıldığında paniklemeden ciddiye almak
- Psikoz belirtilerinde vakit kaybetmemek
Ne zaman başvurulmalı?
- Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa
- Günlük işleyişiniz bozulduysa
- Bebekle bağ kurmakta güçlük yaşıyorsanız
- Bebek uyurken siz uyuyamıyorsanız
- Rahatsız edici düşünceler sizi korkutuyorsa
- Gerçeklikle bağın koptuğuna dair herhangi bir belirti varsa — acil
- Kendinize ya da bebeğe zarar verme düşünceleri varsa — acil, 112
Bu yazı bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır; tanı koymaz, ilaç önerisi içermez ve tıbbi değerlendirmenin yerini almaz.
Sık sorulanlar
Doğum sonrası hüzün ile depresyon nasıl ayrılır?
Hüzün ilk günlerde başlar ve iki hafta içinde geriler. Depresyonda belirtiler iki haftayı aşar ve işlevselliği bozar.
Bebeğime zarar gelmesine dair düşüncelerim var, tehlikeli miyim?
Bu düşünceler size yabancı geliyor ve sizi korkutuyorsa takıntılı düşünceler olarak değerlendirilir ve tedavi edilebilir. Yine de mutlaka bir uzmanla görüşülmelidir.
Emzirirken ilaç kullanılabilir mi?
Bu karar yalnızca hekime aittir. Emzirme döneminde kullanılabilen seçeneklerin bulunduğu bilinmektedir.
Babalarda da görülür mü?
Babalarda doğum sonrası duygudurum sorunları bildirilmektedir ve daha az fark edilmektedir.
Hangi durum acildir?
Gerçeklikle bağın kopması, varsanı, sanrı ya da zarar verme düşüncesi acil durumdur; 112 aranmalıdır.